Menu

Apandisit Belirtileri Nedir, Nasıl Anlaşılır?

Apandisit belirtileri nedir konusuna girmeden önce bu hastalığa yakalanan organı tanımakta ve rahatsızlığa göstermeniz gereken önemi anlamakta fayda vardır.

Apandis vücutta henüz görevi tam olarak tanımlanamayan bir organ olmakla beraber bağışıklık sistemiyle ilintili lenf bezlerinin bulunması nedeniyle bu grup içerisinde değerlendirilmesi görüşü ağırlık kazanmıştır. Yaklaşık 8-10 cm büyüklüğünde kalın bağırsağın başlangıç noktası denilebilecek çekum bölgesinde ucu açık olmayan boru şeklinde kapalı bir yapısı vardır. Karın alt sağ bölümünde ince bağırsak ve kalın bağırsağın birleşim noktasında olmakla beraber insanlarda küçük farklılıklarla konum aldığı görülmektedir. Bu da hastalığın dışarıdan teşhisi noktasında dezavantaj oluşturmaktadır.

Apandisit Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Apandisit hastalığı ise bu organımızın taş, iltihap ve başka nedenlerle tıkanması ve şişmesi rahatsızlığı olarak adlandırılır. Bu rahatsızlıklar neticesinde kalın bağırsak ile bağlantısı zayıflayan ve devirdaim kabiliyetini kaybeden apandis iltihaplanmaya ve şişmeye başlar. İlaç tedavisi ile bu iltihaplanmanın önüne geçilebilir. İlaç tedavisinin yetmediği durumlarda ise bu iltihaplanma ve şişme neticesinde Apandis çürür ve patlar. Karın zarını etkilemesi ve iltihabın vücudu zehirlemesi gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceğinden öncü belirtileri diyebileceğimiz şiddetli ağrı bulantı ve kusma gibi durumlarda acil müdahale gereklidir.

Apandisit nasıl anlaşılır başlığı altında incelenecek iki türü vardır; Akut ve Kronik Apandisit. Akut Apandisit kronik apandisite göre daha ağrılı, uzun süren ve vücutta daha geniş alanları etkileyen apandisit türüdür. Kronik Apandisit ise adından anlaşılacağı üzere sistematik olarak atlatılması daha kolay kısa ağrıların görüldüğü apandisit rahatsızlığıdır. Ağrıların seyrelmesi veya şiddetinin azalması rahatsızlığın geçtiği şeklinde yorumlanmadan takibin ve tedavi sürecinin devam ettirilmesi gerekmektedir.

Çocukluk dönemlerinde de görülebilen rahatsızlığın yaygın olarak en sık görüldüğü yaş gurubu 20-30’lu yaşlardır. Erkeklerde veya kadınlarda daha çok görülür gibi bir kanı oluşturacak ekseriyet olmamasına rağmen, yaşlılık dönemlerinde erkeklerin, kadınlara göre hastalığa yakalanma oranının yüksek olduğu görülmektedir.