Menu

Çocuklarda Özgüven Duygusu

Çocuklar ilk yaşlardan itibaren kendinin ve etrafının farkında olarak büyürler. Bu durum elbette ki bireyleşmiş düşünce kalıplarını göstermese de çocukların bilincinde gördükleri, duydukları ve maruz kaldıkları her şeyin yer ettiği yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Çocukların kendilerine güvenen bireyler olması için başlangıç noktası anne ve babalardır. 2-3 yaşına gelmiş bir çocuk başta anne babasında ve çevresinde gördüğü herkesten bir şeyler öğrenmeye ve kapmaya meyillidir. Özellikle bu yaşlarda olan çocukların yanında hareket, davranış ve sözlere dikkat edilmesi son derece önemlidir. Çünkü 3 yaş, öğrenilen bilgilerin kalıcı olacağı ve ilerleyen zamanlarda bilinçaltında yer edeceği bir yaştır. Anne babaların öncelikle özgüven duygusunun kazanılması için yapması gereken şey kendi davranış ve yönlendirmelerini düzeltmesidir. Örneğin bir anne kızına sürekli olarak ‘’onu öyle yapma, bunu öyle yapamazsın, o babanın dokunma, o abinin ellenmez’’ gibi cinsiyetçi söylemlere maruz bırakıyorsa bu kız çocuğunun ilerleyen zamanlarda kendini güçlü olarak hissetmesi, ayaklarının yere sağlam basması için kendiliğinden bir bilinç kazanması beklenemez. Bu durumda kız çocukları için anne figürü, erkek çocukları için baba figürü daha önemlidir diyemeyiz. Her iki figür de çocuğun bireysel gelişimini etkileyecek davranışlar sergiliyor olabilirler. Babanın da aynı şekilde kızına bu şekilde direktifler vermesi ancak aynı yaşlardaki oğluna tam tersi şekilde davranması aynı etkiyi yaratacaktır.

Özgüven duygusunun sağlam bir şekilde kazandırılması için yapılması gereken diğer şey çocukları hiçbir şeyden soyutlamamaktır. Günümüzde fanusta büyür gibi çocuklar yetiştiriliyor. Anne babalar bu tutumlarında biraz haklı biraz haksızlar. Haklı oldukları konu bulunulan çağın çocuklara karşı tehlikeleri, haksız oldukları konu ise bu tehlikelerin her zaman olacağı ve bu bilincin yerleştirilmesinin şart olduğunun bilincinde olmamaları. Şöyle düşünelim; en basitinden çocuğunuzu belli bir yaşa kadar hiç dışarı çıkarmadınız. Diğer çocuklar tarafından eziklenir diye parka götürmediniz, evinizin bahçesinde oynattınız, düşer ve bir yeri yaralanır diye bisiklete bindirmediniz, dengesini kaybeder diye kendi başına kaydırağa çıkmasına izin vermediniz… Sizce bu çocuk ilerleyen zamanlarda güçlü, tuttuğunu koparan ve bir kez yenildiğinde tekrar deneyecek inanca sahip olan bir birey olabilir mi? Olamaz. Bu çocuk ilerde her karşılaştığı engelde size sığınan, kimse ile sağlıklı iletişim kuramayan, sorunlarını tek başına halledemediği ve üstesinden gelemediği şeyleri tekrar denemeye cesareti olmadığı için depresyon içinde sürüklenen bir bireye dönüşecektir. Eminiz ki çocuklarınızın böyle bir kişiliğe sahip olmasını istemezsiniz ve eminiz ki bunun bilincini kazandırmak için bu davranışlarınızı engellemeniz gerektiğinin farkında değildiniz.

Çocuklarınızı özgür bırakın. Bırakın koşsunlar, bırakın uçsunlar. Yere düştüğünde kendi kalkmasına izin verin, bir yeri yaralandığında ona korkmaması gerektiğini anlatın. Oyuncağını elinden alan diğer çocukların kalbinde pamuk olmadığını, onun ise pamuk gibi bir kalbi olduğu için oyuncaklarını diğer arkadaşları ile paylaşması gerektiği bilincini kazandırın.

Onunla Konuşun!

Çocuklar kaç yaşında olursa olsun sizden bir şeyler öğrenmeye meyillidirler ve emin olun sizi anlıyorlar. Onlara kızmak, bağırmak, cezalandırmak yerine yaptığı davranışın neden yanlış olduğunu anlatın, konuşun, iletişim kurun. Kendi isteklerinin en önemli şey olduğunu, kimsenin ona istemediği bir şeyi zorla yaptıramayacağını anlatın. O istemedikten sonra ona dokunmayı bırakın, bakamayacaklarının bile bilincini kazandırın.

Bu tarz bilinçler bu yaşlarda kazanılır ve özgüven duygusunun temel yapı taşlarını oluşturur. Çocuklarınıza karşı önce kendinizi, daha sonra onları değiştirin. Unutmayın ki; kendinizi değiştirmedikçe çocuklarınıza ‘’rol yapmış’’ olursunuz. Ve çocuklar bir gün rol yaptığınızı anlarlar…

Sevgilerle.